Godric's Hollow RPG
Hogwarts'tan En İyi Şekilde Yararlanabilmek İçin Lütfen Üye Olunuz. (:

Saygılarımızla,

Godric's Hallow RPG Yönetimi.

Godric's Hollow RPG

Sihir Dünyası Artık Bir Adım Ötede...
 
AnasayfaKapıTakvimSSSAramaÜye ListesiKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Mükemmel Doğum Günü..

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Exael Owen
*Muggle* Seçmen Şapka'ya, Bir Mesleğe, Ya Da Bir Irka Başvurunuz!
avatar

Mesaj Sayısı : 3
Kayıt tarihi : 19/01/11
Yaş : 25

MesajKonu: Mükemmel Doğum Günü..   Perş. Ocak 20, 2011 9:25 pm

Karakterler: Exael Owen, ailesi ve sevdikleri
Yer ve Zaman: Londra, 29Şubat
Kurgu: Doğum günü


Göz kapaklarını sıkarak ışıktan kaçmaya çalışmıştı ama pek bir faydası olmamıştı bunun. Ayrıca bir kez de tatlı uykusundan uyanmıştı üstelik. İstemeye istemeye araladı gözlerini ve yeni bir güne "Merhaba" dedi. Daha yeni uyandığı için düşüncelerini fazla toparlayamamıştı ve bugünün önemi aklından uçup gidivermişti. Yumuşak yastığından kafasını kaldırıp doğrulduğunda kendisini uyandıran güneşe dönüp esaslı bir şekilde söylenmek istiyordu ama karşısına çıkan manzarayı görünce tüm bu istek bir anda yok aldu. Tüm Londra şu anda ayaklarının altındaydı ve şehrin üstünü beyaz bir toz bulutu kapatmıştı. Akşamki sevişmeden sonra yorgun düşmüş güzel bir kadın gibi beyaz çarşafı üstüne örtmüş, sessizce uyukluyordu.

Güneşin parlak ışıkları beyaz kar kümelerinden yansıyor ve daha da göz kamaştırıcı oluyordu. Bu çarpıcı güzelliğe bulutların oluşturduğu yumuşak gölgeler de dans ediyordu Londra’nın çatıları üzerinde. Uzaklarda puslu, beyazlaşmış manzarada Thames nehri hırçın bir şekilde akıyordu beyazlıkların arasında ve yakınlarında Londra’nın Gözü Thames’e ellerini daldırmış yorgun bir yolcuydu.

Görüntü bir fotoğraf karesiyle bile anlatılamayacak kadar mükemmel olmasına rağmen her şeyi tamamen kusursuz yapan güzel bir şey vardı. Bu karlı kış sabahı çok özel bir gündü, dört yılda bir gelen heyecanı taşıyordu bünyesinde. 29 Şubat... Takvimde daha özel ve güzel bir gün var mıydı ki? Her ne kadar bazen doğum gününü gerçek gününde kutlayamasa da bu ender zamanlarda her şeyi bir yana bırakıp özel olduğunu düşünüyordu Exael.

Yavaşça manzaranın tüm soğukluğunu dışarıda bırakan camdan duvara yaklaştı. Yarı örtülü perdeyi küçücük elleriyle kenara doğru çekti ve kendini dışarıda, bulutların, karların, Londra’nın bir parçası gibi hissetti. Boydan boya camdan duvardan yayılan soğukluk ile yuvanın sıcaklığını kısa bir süre için tek bir bedende hissetti, soğuktan karıncalanan ellerini geri çektiğinde içinde soğuğu yok eden bir sevinç bombası patlamıştı.

Hiç bir şeyi düşünmeden neşeyle koşmaya başladı evin içinde. Ayakları ahşap zeminde sıcak parmak izleri bıraktıkça, o neşeyle koşmaya devam ediyordu. Odasından çıkınca hemen yandaki yarı örtülü kapıdan içeri daldı, annesi ve babası Londra manzarası gibi beyaz çarşaflarda huzurla uyuyorlardı. Yine de güneş Exael’i nasıl uykusundan uyandırıp doğum gününü haber verdiyse kendisi de ailesine bunu yapacaktı. Beyaz çarşaflı yumuşak yatağa sıçradı ve annesi ile babasını sarsmaya başladı.


-Haydi kalkın, kar yağmış!

Önce annesi gözlerini açmış ve tek oğlunu kollarının arasına alıp sıkıca sarmalamıştı. Bedeni kadar sıcacık dudakları ile kocaman öpücükler konduruyordu aynı zamanda. Babası da uyanmış ve bir kaç saniye içinde tıpkı Exael gibi günün önemini anlayıvermişti:

-Günaydın doğum günü çocuğu! Kar senin için yağmış anlaşılan.

Exael’in yüzünde bugün ne olursa olsun silinmeyecek bir gülücük vardı. Daha minicikti ve neşelenecek çok fazla şeyi vardı, üzülecekse neredeyse hiç bir şeyi yoktu...

Neşeyle geçen bir saatin ardından hep birlikte kahvaltı sofrasına oturmuşlardı. Babası bir kaç asa hareketi ile annesine yardım etmişti ama kalsik ve neşeli bir tartışma da olmuştu. Sonuçta annesi uğraşıp bir şeyler yapmaya çalışırken babası elinde tahta bir çubukla oturduğu yerden yapması gereken her şeyi yapıyordu. Kahvaltı sırasında babası sordu:


-Bugün ne yapıyoruz bakalım! Doğum günü çocuğunun özel olarak istediği bir şey var mı? Mesela quidditch izleyebiliriz ya da karda süpürge ile bir tur atabiliriz, bu havada bulutların üstünde ufak bir tur eğlenceli olabilir.

Exael’in düşünmeye bile ihtiyacı yoktu, bir quidditch hayranı olabilirdi ama herşeyden önce onun en büyük tutkusu uçmaktı. Bir gün iki sevdiği şeyi bir araya getirip quidditch oyuncusu olmak istiyordu ama bunun için daha uzun yıllar gerekiyordu. Sonunda biraz düşünürmüş gibi bekledikten sonra kırılgan ve neşeli sesiyle cevap verdi

-Süpürgeyle bir tur atmaya hayır diyemem.

-Haydi git giyin bakalım, artık bir yaş daha büyüdün koca bir adam oldun. Belki de bir iki top atış çalışması da yaparız, hem de havadayken!

Bunun üzerine daha kahvaltısının tamamını bitirmemiş olmasına rağmen koşarak odasına gitmiş ve hemen üstüne bulabildiği en kalın şeyleri geçirivermişti. Babasının kendisine daha iyi bir doğum günü hediyesi olamazdı herhalde.

Yarım saat süren bir araba yolculuğunun ardından Londra’daki yüksek apartmanları geride bırakmışlar ve betonlardan uzakta, karların sonunda yerle buluşabildiği ağaçlık bir yere gelmişlerdi. Babası ne zaman uçacak olsalar hep buraya gelirdi, bir alışkanlıktı sonuçta bu ve büyülü güçleri olsa bile insanlar alışkanlıklarını kolay kolay değiştirmezlerdi. Bagaja sakladıkları süpürgenin üstüne binerlerken sadece Exael değil babası da aynı heyecanı paylaşıyor gibiydi.

O da çocukluğunu fazla yaşayamamıştı ve ne zaman böyle şeyler yaparlarsa babasını da büyük bir heyecan sarardı. Küçükken ailesinin zengin ve soylu kurallarına uymak zorundaydı ve bu yüzden her istediğinde dışarı çıkıp eğlenceli şeyler yapamıyordu, o asil soyadı olan biriydi. O bir Owen’dı...

Ayakları yerden yavaşça kesildi, Exael’i o garip duygu sarmıştı. Kucağa alınmak gibi bir şey değildi süpürgede olmak. Seni saran sıcacık kollar yoktu, güven veren o kısa mesafe yoktu. Süpürge babasının kontrolünde hızlı bir şekilde gitmeye başladı. Çok kısa bir sürede biraz önce indikleri arabadan daha bile hızlı gidiyorlardı, soğuk hava açıkla kalan yanaklarını bir kamçı gibi çarpıyor ve soğuktan yakmaya başlıyordu hassas derisini. Yine de umrunda bile değildi, havada salınmakta olan bir kaç kar tanesinin arasında hızları artıyor, altlarında bulanık bir parda halinde kalmış ağaçların üzerinde hızlı zigzaglar yapıyorlar ve gittikçe yükseliyorlardı.

Yükseldikçe hava soğuyor daha da yakıcı ve sert darbeler indiriyordu yüzüne, yükseldikçe damarlarındaki adrenalin artıyordu tıpkı hızları gibi, artık Londra üzerinde uçan küçük bir uçak gibiydiler, bulutlara yaklaşıyorlardı. Bir anda yukarı çıkmak bu soğukta fazla tehlikeli olacağı için babası tırmanışı uzatıyordu yoksa bir hızlı tren gibi çoktan tırmanmış, dalışlar yapmış taklalar atmışlardı. Sonunda pamuktan örtücü delip bambaşka bir diyara varmışlardı. Artık altlarında pamuk tarlararı uzanıyor gökyüzünde de ışıl ışıl bir güneş parlıyordu. Güneş onları ısıtmasa da varlığı ruhlarını ısıtıyordu.

Ne kadar uzun bir süre uçtuklarını bilmiyorlardı ama güneşin yeri çok değişmiş, yükselmiş de yükselmişti. Güneş neredeyse tepeye vardığında onlar için de iniş başlamıştı. Ayakları yere bastığında dengesini kısa bir süre için koruyamadı Exael zaten bu pek mümkün değildi. Soğuktan ve hareketsizlikten ayakları, elleri ve yüzü tamamen uyuşmuştu, onları hissetmiyordu. Sadece özgür bir ruh vardı ve bu maddi bedenden sıyrılmıştı hem de uzun bir zaman önce. Titreye titreye arabaya binmeden önce süpürgeye binip quidditch için çalıştılar. Gerçi henüz buna quidditch bile denemezdi sadece büyükçe bir topu yakalamıştı ama zamanla ilerletecekti bu işi.

Evlerine dönmeden önce babası ile birlikte bir sürü şey yapmışlardı ve sonunda soğuktan, batmakta olan güneşle aynı renkte bir kırmızı olmuş halde eve dönmüşlerdi. Evde de onları başka bir heyecan bekliyordu, kocaman bir pasta ve annesinin ailesi, bir kaç komşu kısaca Exael’i bu özel günde yalnız bırakmak istemeyen insanların hepsi oradaydı. Pastalar yenilirken saatler geçmiş artık gün yerini geceye, parlak güneş yerini dolunaya bırakmıştı.

Tüm misafirler gittiğinde babası ile kısa bir süre olsa da sihirli satranç oynamışlar ve en sonunda ikisi de yorgunluktan parmaklarını kıpırdatamaz bir halde yataklarına girmişlerdi. Exael’in gözlerini kapatıp uyumadan önce camdan duvarın arkasında gördüğü manzarada dolunay Londra’nın gözünün uzun demirleri ardında beyaz çatılara mistik bir ışık yansıtıyordu güneşten gelen...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Severus Snape
Müdür Yardımcısı | Alt D. Root | Slytherin Bina Başkanı | Uçuş Profesörü
Müdür Yardımcısı | Alt D. Root | Slytherin Bina Başkanı | Uçuş Profesörü
avatar

Mesaj Sayısı : 3
Kayıt tarihi : 16/01/11
Nerden : Hogwarts

MesajKonu: Geri: Mükemmel Doğum Günü..   Perş. Ocak 20, 2011 10:54 pm

Öncelikle;
Metin içerisinde kullandığın tasvirler gerçekten güzel.Okumaktan zevk aldım diyebilirim.
Kurgu çok sıra dışı olmamasına rağmen bir çocuk için en güzel hediyenin soğuk plastikler yerine ailesi olduğu gerçeği üzerine vurgu yapılmış.Bana kalırsa iki üç büyü yapılıp kesilen senaryolardan iyi.
Basit bir olayı,okumaktan zevk alacağımız hale getirmişsin.
Zaman mekan kurgu belirtmişsin,okurken gözlerimde canlandı.
Türkçeye hakimsin,imla yanlışı göremedim,akıcı bir metin.Dönüp dolaşıp aynı cümleyi dört beş şekilde kurmamışsın çok güzel.
Uzunluk olarak iyi.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Albus Dumbledore
Hogwarts Müdürü | Baş Root
Hogwarts Müdürü | Baş Root
avatar

Mesaj Sayısı : 241
Kayıt tarihi : 17/12/10
Yaş : 19
Nerden : Godric's Hallow.

MesajKonu: Geri: Mükemmel Doğum Günü..   Cuma Ocak 21, 2011 10:43 am

Role Play Seviyesi ~ Müthiş.

_________________


"Minerva McGonagall I love you Albus Dumbledore"

A.P.W.B.D

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://godricshollow-rpg.yetkin-forum.com
 
Mükemmel Doğum Günü..
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Godric's Hollow RPG :: Sizin Bölgeniz :: Role Play Tepesi-
Buraya geçin: